Yargıtay Kararı

Yargıtay Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2024/69 E. 2026/11 K. — Personel Sozlesmeli

28 Ocak 2026 · Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2024/69 K.2026/11

Daire: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu  ·  Esas: 2024/69  ·  Karar: 2026/11  ·  Sonuç: BOZMA

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/69 E. , 2026/11 K.

"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/69
Karar No : 2026/11

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ...
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, 2014 yılına ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesine istinaden tahakkuk eden vergilerin vadesinde ödenmemesi üzerine düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrasında, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde dava açabileceği hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, sermaye şirketlerinin kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında da, Kanun'un 1. maddesinde sayılı kurumlardan kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunanların, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceği kuralına yer verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti arasında 14/11/1985 tarihinde imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslâm Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması"nın "Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi" başlıklı 22. maddesi şu şekildedir:
"1 - Bu Anlaşmada aksine hüküm bulunmadıkça her iki Akit Devletin yürürlükte olan mevzuatı, bu Devletlerde gelir üzerinden alınan vergileri yönlendirmeye devam edecektir. Gelir her iki Devlette de vergiye tabi olduğunda, çifte vergilendirme aşağıdaki hükümler gereğince ortadan kaldırılacaktır.
2 - Pakistan'da: Pakistan vergisinden mahsup edilebilecek vergilere ilişkin Pakistan mevzuatı hükümleri saklı kalmak üzere, bir Pakistan mukimince Türkiye'deki kaynaklardan elde edilen ve hem Pakistan'da hem de Türkiye'de vergiye tabi tutulan bir gelir üzerinden, Türkiye mevzuatı ve bu Anlaşma hükümleri gereğince doğrudan doğruya veya tevkifat suretiyle ödenen Türk vergisinin, sözkonusu gelir üzerinden ödenecek Pakistan vergisinden mahsubuna müsaade edilecektir. Ancak mahsup edilen vergi, Pakistan vergisine tabi toplam gelir üzerinden hesaplanan vergiden sözkonusu gelire isabet eden Pakistan vergisini aşamaz.
3 - Türkiye'de: Türk vergisinden mahsup edilebilecek vergilere ilişkin Türk mevzuatı hükümleri saklı kalmak üzere, bir Türkiye mukimince Pakistan'daki kaynaklardan elde edilen ve hem Türkiye'de hem de Pakistan'da vergiye tabi tutulan bir gelir üzerinden, Pakistan mevzuatı ve bu Anlaşma hükümleri gereğince doğrudan doğruya veya tevkifat suretiyle ödenen Pakistan vergisinin, sözkonusu gelir üzerinden ödenecek Türk vergisinden mahsubuna müsaade edilecektir. Ancak mahsup edilen vergi, Türk vergisine tabi toplam gelir üzerinden hesaplanan vergiden sözkonusu gelire isabet eden Türk vergisini aşamaz.
4 - 2 nci ve 3 üncü fıkraların amaçları bakımından, "bir Akit Devlette diğer Akit Devletin bir mukimince ödenen vergi" terimi, ilk bahsedilen Devletin vergi mevzuatı gereğince ödenmesi gereken; fakat bu Devletin ekonomik kalkınmasını hızlandırmaya yönelik teşvik mevzuatı hükümleri gereğince muafiyete veya indirime tabi tutulan bu Devlet vergilerini de kapsamaktadır. Sözkonusu teşvik mevzuatı hükümlerinin ya bu Anlaşmanın imza tarihinde yürürlükte olması veya bu hükümlerin yerine ya da bunlara ilâveten getirilmişlerse, ilgili Akit Devletin yetkili makamlarınca önemli ölçüde benzer karakterde olduğunun bildirilmesi gereklidir.
Bundan önceki hükme bakılmaksızın, ilk bahsedilen Akit Devlette ödenen vergi:
a) 10 uncu Maddenin 2 nci fıkrasının a) bendinde bahsedilen temettülerde yüzde 10 oranında;
b) 10 uncu Maddenin 2 nci fıkrasının b) bendinde bahsedilen temettülerde yüzde 15 oranında;
c) 11 inci Maddenin 2 nci fıkrasında bahsedilen faizlerde yüzde 10 oranında;
d) 12 nci Maddenin 2 nci fıkrasında bahsedilen gayrimaddi hak bedellerinde yüzde 10 oranında ve
e) 14 üncü Maddenin 3 üncü fıkrasının a) bendinde bahsedilen serbest meslek kazançlarında yüzde 10 oranında,
Hesaplanacaktır.
Bununla beraber, eğer ilk bahsedilen Devletin vergi mevzuatı gereğince, bu Devlette mukim olmayan kişilerin temettü, faiz, gayrimaddi hak bedeli ve serbest meslek kazançlarına, bu fıkrada bahsedilen vergi oranlarından daha düşük vergi oranları uygulanırsa, bu fıkranın amaçları yönünden sözkonusu düşük vergi oranları esas alınacaktır."
Davacı tarafından, 2014 yılında Pakistan'da elde edilen gelirin kurum kazancına dâhil edilmesi suretiyle anılan yıla ilişkin olarak verilen kurumlar vergisi beyannamesine istinaden 1.410.521,51 TL ödenecek kurumlar vergisi çıkmıştır. Söz konusu verginin vadesinde ödenmemesi üzerine 15/01/2016 tarihinde dava konusu ödeme emri düzenlenmiştir. Ardından davacı tarafından, ... tarih ve ... kayıt numaralı dilekçeyle, Pakistan'da elde edilen 7.060.236,31 TL gelire ilişkin tahakkuk eden vergilerin Pakistan'da ödendiği belirtilerek ilgili belgeler sunulmuş ve Türkiye'de beyan edilip tahakkuk eden kurumlar vergisinin çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması gereği terkin edilmesi talep edilmiştir. Daha sonra davacı tarafından, ilk beyannamedeki "Yabancı Ülkelerde Ödenen Vergilerden Mahsup Edilecek Kısım" satırına sehven eklenmeyen Pakistan'da ödenen vergilerin söz konusu kısma dâhil edilmesi suretiyle düzeltme beyannamesi verilerek terkin talebi yinelenmiş ve bu beyannameye istinaden ödenecek vergi çıkmamıştır. Akabinde değinilen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Olayda, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti arasında imzalanan çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması gereği 2014 yılına ait kurumlar vergisi beyanını 2019 yılında düzelten ve ödenecek vergiyi "0,00" (sıfır) olarak beyan eden davacının, bu yönde yaptığı düzeltme ve davalı idareye yönelttiği talepler dikkate alınmaksızın, daha önce düzenlenen ve düzeltme beyanı ile dayanağı kalmayan ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği görülmektedir.
Bu durumda, değinilen hususun "böyle bir borcu olmadığı" yolundaki itiraz nedeni kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Vergi Mahkemesi, bu gerekçeyle ödeme emrini iptal etmiştir.
Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirir nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir.
Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 15/05/2023 tarih ve E:2021/864, K:2023/2600 sayılı kararı:
İlgili mevzuat hükümlerine göre, bir vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle söz konusu borcun, usulüne uygun şekilde tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.
Dava konusu ödeme emri içeriği kurumlar vergisinin, davacının kendi beyanı üzerine tahakkuk ettiği, davacının mahsup talebinin sonuçlandırılmaması veya reddedilmesine yönelik işlemlerin ise ayrıca dava konusu edilebileceği dikkate alındığında söz konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık, aksi yöndeki Vergi Dava Dairesi kararında ise hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Daire, bu gerekçeyle kararı bozmuştur.
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:
Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek aksi yönde verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
28/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY :
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Kaynak: Yargıtay (kamuya açık karar metni).

Karar metni bilgilendirme amaçlıdır; güncel ve resmî hâli için Yargıtay/UYAP esas alınmalıdır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.