Yargıtay Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2024/600 E. 2026/7 K. — Cevre Ced
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/600 E. , 2026/7 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/600
Karar No : 2026/7
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... - ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Yedinci Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2020/3212, K:2023/4951 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 05/08/2020 tarih ve 31204 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/08/2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı:2818)'nın eki "İthalat Rejimi Kararına Ek Karar"ın 2. maddesinde düzenlenen ... GTİP numaralı "muz" cinsi eşya için gümrük vergisi oranları ile birlikte (6) numaralı dipnotta yer alan "Gümrük vergisi oranları ile birlikte 83 EUR//100 kg/net (Gürcistan, Bosna-Hersek ve Singapur hariç) Toplu Konut Fonu uygulanır." ibaresinin iptali istenmektedir.
Danıştay Yedinci Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2020/3212, K:2023/4951 sayılı kararı:
I. Usul yönünden:
31/12/2020 tarih ve 31351 (3. mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı:3350)'nın eki "İthalat Rejimi Kararı"nın 17. maddesi ile 20/12/1995 tarih ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren İthalat Rejimi Kararı ve ekleri yürürlükten kaldırılarak dava konusu işlem ilga edilmiş ise de, düzenleyici işlemin yürürlükte kaldığı süre boyunca hukuken uygulanabilir ve sonuçlarını doğurabilecek nitelikte olduğunun görülmesi karşısında, uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmiştir.
II. Esas yönünden:
Anayasa'nın "Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması" başlıklı 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabileceği belirtilmiş, yine Anayasa'nın "Mülkiyet Hakkı" başlıklı 35. maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa'nın ''Vergi ödevi'' başlıklı 73. maddesinin dördüncü fıkrasında, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilebileceği düzenlenmiş, "Piyasaların denetimi ve dış ticaretin düzenlenmesi" başlıklı 167. maddesinin ikinci fıkrasında ise, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Cumhurbaşkanına yetki verilebileceği belirtilmiştir.
Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan Gümrük Birliği kurulmasına dair 06/03/1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'nın 13, 17. ve 18. maddelerinde, Türkiye'nin topluluk üyesi olmayan ülkelere ortak gümrük tarifesi uygulayacağı, tarife değişikliği hâlinde ise, kendi gümrük tarifesinde gerektiğinde ayarlamalar yapabileceğine dair anılan 13. maddedeki hükümler saklı kalmak kaydıyla işlenmiş tarım ürünlerine ilişkin olarak Ek-1'de yer alan malların üçüncü ülkelerden ithalatında tarım payının uygulanabileceği kararlaştırılmıştır.
25/02/1995 tarih ve 22213 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 03/02/1995 tarih ve 95/6525 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması'nın II. maddesinin (1) numaralı fıkrasında Dünya Ticaret Örgütünün, Anlaşma'nın eklerinde yer alan anlaşmalarda ve bunlara bağlı hukuki metinlerle ilgili hususlarda üye ülkeler arasında ticari ilişkilerin idamesi için ortak kurumsal yapıyı oluşturduğu, (2) numaralı fıkrasında, Ek 1, 2 ve 3'de yer alan anlaşmalar ve bunlara bağlı olan hukuki metinlerin (Çok Taraflı Ticaret Anlaşmaları) işbu Anlaşma'nın mütemmim cüz'ünü teşkil ettiği ve tüm üyeleri bağladığı belirtilmiştir.
27/08/1993 tarihli ve 21681 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 27/07/1993 tarih ve 93/4690 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşmasının VII. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma"nın 1. maddesinde, ithal eşyasının gümrük kıymetinin, eşyanın satış bedeli olduğu, yani, eşyanın ithal ülkesine ihraç amacıyla yapılan satışı sırasında ortaya çıkan ve 8. maddeye göre gerekli düzeltmelerin yapıldığı, gerçekte ödenen veya ödenecek fiyat olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, ithal eşyasının gümrük kıymetinin eşyanın satış bedeli olduğu, eşyanın satış bedelinin ise, Türkiye'ye ihraç amacıyla yapılan satışta 27 ve 28. maddelere göre gerekli düzeltmelerin de yapıldığı, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu hükmünü ihtiva etmektedir.
2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesini sağlamak amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler konulması ve kaldırılması, bu yükümlülüklere ilişkin esasların tespit edilmesi ve oluşan fonların kullanılmasının bu Kanun hükümlerine göre yürütüleceği kurala bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 2. maddesinde Cumhurbaşkanının bu Kanun kapsamındaki konularda düzenlemeler yapmaya yetkili olduğu; 3. maddesinin birinci fıkrasında ise ithalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nev'i, miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Cumhurbaşkanı kararında gösterileceği hükmü yer almıştır.
14/05/1964 tarihli ve 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun'un 25/06/1992 tarihli ve 3824 sayılı Kanun'un 15 ve 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle değişik 2. maddesinde, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümleri saklı kalmak kaydı ile Cumhurbaşkanının (02/07/2018 tarihli ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 49. maddesiyle değiştirilmeden önce "Bakanlar Kurulu"nun) bu Kanun'un eki Gümrük Giriş Tarife Cetveli'nde yer alan eşyaların gümrük vergisi had ve nispetlerini 50'ye kadar yükseltebileceği ya da sıfıra kadar indirebileceği veya bu Cetvel'deki had ve nispetleri %50'sine kadar arttırabileceği, Tarife'deki notlarda gerekli değişiklikleri yapmaya, bu değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye de yetkili olduğu ifade edilmiştir.
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun "Toplu Konut Fonunun Kullanma Sahası", "Toplu Konut Fonunun Denetimi" başlıklı 3. ve 7. maddeleri, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesi ile kaldırılmıştır. 4684 sayılı Kanun'un geçici 3.maddesinin (d) bendinde, tasfiye edilen toplu konut fonu gelirleri arasında yer alan gelirlerin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Hazine adına tahsiline devam edilerek Hazine hesaplarına intikalinin sağlanacağı belirtilmiştir.
Öte yandan, 31/12/1995 tarih ve 22510 (mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 20/12/1995 tarih ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat Rejimi Kararı'nın "İthalata Ait Esaslar" başlığı altında yer alan 9. ve 10. maddelerinde, ithalatta uygulanacak gümrük vergisi oranları ile ödenecek toplu konut fonunu gösterir (31/12/2019 tarih ve 30995 (3. mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 31/12/2019 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı:1964)'nın eki "İthalat Rejimi Kararına Ek Karar" ile değişik) listeler belirtilerek (T1), (T2) işaretinin bulunduğu durumlarda işlenmiş tarım ürünlerinin bünyesinde yer aldığı kabul edilen ve bileşim tablosunda belirtilen temel tarım ürünleri miktarlarının esas alınması suretiyle tespit edilecek kod numaralarına Ek 3'te yer alan tabloda tekabül eden toplu konut fonu miktarlarının tahsil olunacağı belirtilmiştir. Anılan Karar eki listelerde yer alan maddelerin karşılarında nisbi (% olarak) toplu konut fonu bulunduğu takdirde, fon, ithal edilen malın ABD Doları cinsinden değerinin karşılığı Türk Lirası veya Yeni Türk Lirası üzerinden, maktu (EURO/100 Kg/net) bulunduğu takdirde de, EURO cinsinden hesaplanacak fon miktarının karşılığının Türk Lirası veya Yeni Türk Lirası üzerinden tahsil edileceği, Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) kararıyla fon ödenerek ithal edilecek maddelerin belirlenerek, fon tutarlarının yeniden düzenlenebileceği ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti, bir hukuk devleti olarak nitelendirilmiş olup, hukuk devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayıp yargı denetimine açık olan devlet olarak tanımlanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi de hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini temel bir ilke olarak benimsemiş olup, Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Anayasa'nın 73. maddesinde ise, verginin yasallığı ilkesi kabul edilirken, aynı zamanda bu ilkenin istisnası da sayılabilecek şekilde, yasa ile belirlenen sınırları aşmamak koşuluyla Cumhurbaşkanına düzenleme yetkisi verilebileceği öngörülmüştür.
Buna göre, anılan maddenin dördüncü fıkrasında sayılan konularda, yani vergilendirmeye ilişkin muaflık, istisna, indirim ve oranlarına ilişkin hükümlerde, kanun tarafından belirlenen alt ve üst sınırlar içinde kalmak şartıyla Cumhurbaşkanınca değişiklik yapılabilmesi olanaklı olup, bu bağlamda 474 sayılı Gümrük Giriş ve Tarife Cetveli Hakkında Kanun'un 2. maddesinde, Cumhurbaşkanı'nın, bu Kanun'un eki Gümrük Giriş Tarife Cetveli'nde yer alan eşyaların gümrük vergisi had ve nispetlerini sıfıra kadar indirebileceği veya bu Cetvel'deki had ve nispetleri %50’sine kadar yükseltebileceği, ayrıca, Tarife'deki notlarda gerekli değişiklikleri yapmaya, bu değişikliklerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye de yetkili olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasa koyucunun vergi ödevinde öngörülenden tamamen ayrı bir esas benimsediği Anayasa'nın 167. maddesinin ikinci fıkrasında ise, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat, ihracat ve diğer dış ticaret işlemleri üzerine vergi ve benzeri yükümlülükler dışında ek mali yükümlülükler koymaya ve bunları kaldırmaya kanunla Cumhurbaşkanına yetki verilebileceği kuralı yer almaktadır.
Bu çerçevede 2976 sayılı Dış Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 2. ve 3. maddeleri uyarınca Cumhurbaşkanının bu Kanun kapsamındaki konularda düzenlemeler yapmaya yetkili olduğu, ithalat, ihracat veya dış ticaret işlemleri üzerine konulan ek mali yükümlülüklerin nevi, miktarı, tahsili, takibi, iadesi, gerektiğinde bütçeye irat kaydedilmesi, bir fonda toplanması ve fonun kullanım esaslarının Cumhurbaşkanı kararında gösterileceği düzenlenmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun, 3. maddesinin (8) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendinde, "gümrük vergileri" deyiminin, ilgili mevzuat uyarınca eşyaya uygulanan ithalat vergilerinin ya da ihracat vergilerinin tümünü; (9) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendinde, "ithalat vergileri" deyiminin, eşyanın ithalinde ödenecek gümrük vergisi ile diğer eş etkili vergiler ve mali yükleri ifade ettiği açıklanmıştır. Dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla ithalat işlemleri üzerine konulan toplu konut fonu payı, esasen Anayasa'da ifade edildiği haliyle Cumhurbaşkanı kararıyla alınan bir ek mali yükümlülük olup, Gümrük Kanunu, ithalat rejim kararı ve ilgili diğer mevzuatın ek mali yükümlülüğün tarhı, tahakkuku, tahsili, geri verilmesi, takibi ve teminata bağlanmasına dair hükümlerine tabidir.
2985 sayılı Toplu Konut Kanunu'nun "Toplu Konut Fonunun Kullanma Sahası", "Toplu Konut Fonunun Denetimi" başlıklı 3. ve 7. maddeleri, 4684 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 7. maddesi ile kaldırılmış ise de, 4684 sayılı Kanun'un geçici 3.maddesinin (d) bendinde, tasfiye edilen Toplu Konut Fonu gelirleri arasında yer alan gelirlerin, bu konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Hazine adına tahsiline devam edilerek Hazine hesaplarına intikali sağlanacağı kuralı yer almakta olup, kanun koyucu anılan bendin (2) numaralı alt bendinde de toplu konut fonu gelirleri arasında diğer mevzuatla toplu konut fonu için verilmesi öngörülen paraları da saymıştır.
Bu durumda toplu konut fonunun tek kaynağı Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan Gümrük Birliği kurulmasına dair 06/03/1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile belirlenen tarım payı olmayıp, bu çerçevede 31/12/2019 tarih ve 30995 (3. mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 31/12/2019 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı:1964)'nın Eki "İthalat Rejimi Kararına Ek Karar" ile değişik 20/12/1995 tarih ve 95/7606 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalat Rejimi kararı eki listelerde (T1), (T2) işaretinin bulunduğu işlenmiş tarım ürünleri dışında da yukarıda anılan mevzuat hükümlerinde belirtilen yetki ve sınırlamalar çerçevesinde ek mali yükümlülük niteliğinde toplu konut fonunun alınması öngörülebilecektir.
Öte yandan, davaya konu edilen Cumhurbaşkanı Kararı'nda eşyanın ağırlığı üzerinden alınması kararlaştırılan tutar, dayanağını Anayasa'nın 167. maddesi ile 2976 sayılı Kanun'dan aldığından, 474 sayılı Kanun'da belirtilen gümrük vergisi had ve nispetlerini sıfıra kadar indirilebilme veya bu Cetvel'deki had ve nispetleri %50’sine kadar arttırabilme yetkisinin kullanımında iddia edilebilecek olan, Tarife'deki nispi oran dışında eşyanın ağırlığı üzerinden belirlenen ve mükellefleri en az maktu vergi tutarı kadar vergi ödemek zorunda bırakacak, yasallık ilkesini ihlal edici nitelikteki hukuka aykırı asgari bir vergi tutarının idarece belirlendiğinden de bahsetmek mümkün değildir.
Ayrıca belirlilik ilkesi, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmekte olup, dava konusu düzenleyici işlemin dayanağı mevzuatın anılan ilkeye uygun olması, erişilebilir ve öngörülebilir kurallar içermesi nedeniyle belirlilik ilkesinin ihlal edildiğinden de söz edilemez.
Anayasa Mahkemesinin 11/01/1985 tarih ve E:1984/6, K:1985/1 sayılı kararında da belirtildiği üzere bir ek mali yükümlülüğün konulması, onun nevinin ve miktarının saptanması demektir. Türü ve miktarı belli olmayan bir yükümlülük konulamaz. Şu halde, dış ticaretin, ülke ekonomisinin yararına düzenlenmesi amacıyla ek mali yükümlülükler koymaya yetkili kılınan Cumhurbaşkanı, ek mali yükümlülüklerin nevini ve miktarını saptayabilecektir. Esasen, önceden bunların nelerden ibaret olacağını saymaya ve miktarını saptamaya olanak da yoktur. İdare başka ülkelerin alacağı önlemlere veya onların ekonomisinin gidişine ya da ülkemizdeki ekonomik olaylara bakarak günü gününe alınacak tedbirlerle dış ticareti ülke ekonomisinin yararına düzenleyebilecektir.
Anayasa'nın 167. maddesi ile Cumhurbaşkanına verilen yetki, dış ticaretin ülke ekonomisinin yararına olmak üzere düzenlenmesi amacıyla verildiğinden, anılan amaç dışında kullanılamayacaktır. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Kararı'nın davaya konu edilen dış ticaret işlemleri üzerine ek mali yükümlülük niteliğinde toplu konut fonu payı konulmasına dair kısmının yargısal denetiminin, öncelikle, getirilen ek mali yükümlülüğün 167. maddede belirtilen ekonomik amacı taşıyıp taşımadığının saptanması noktasında yapılması gerekir.
Günümüzde hâlen birçok ülke dış ticarete dair işlemlerinde başta tarım sektörü olmak üzere yerli üreticilerini dış rekabetten korumak, istihdamın artırılması, ticaret hadlerinin iyileştirilmesi, dış pazarlık gücünün artırılması, belirli meslek grubu veya sektörün korunması amacıyla tarife içi veya tarife dışı önlemler alabilmektedir.
Bu durumda, ülkemizde ve dünyada ticari ve gündelik hayatı olumsuz yönde etkileyen Covid-19 salgınının etkilerini en aza indirebilmek amacıyla 05/08/2020 ilâ 31/12/2020 tarihleri arasındaki kısa dönemde rekabet açısından dengeli bir ortamın devamlılığı, yerli üreticinin korunması ve ithalattan kaynaklanacak vergi kayıplarının önlenmesi hedefiyle kamu yararı gözetilerek, ulusal mevzuat ve uluslararası anlaşmalara bağlı kalınarak, 05/08/2020 tarih ve 31204 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/08/2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı (Karar Sayısı:2818)'nın eki "İthalat Rejimi Kararına Ek Karar"ın 2. maddesinde düzenlenen ... GTİP numaralı muz cinsi eşya için gümrük vergisi oranları ile birlikte 83 EUR/100 kg/net toplu konut fonu uygulanmasına dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
III. Karar sonucu:
Daire, bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu düzenleyici işlem, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında imzalanan Gümrük Birliği kurulmasına dair 06/03/1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'na aykırı olmasına karşın, temyize konu kararda buna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği ve Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması'na göre "muz" cinsi eşyadan kıymetinin %145,8'ini aşacak şekilde vergi alınamayacağı hususunun göz ardı edildiği belirtilmektedir.
Öte yandan ağırlık üzerinden yapılan vergilendirme ile ortak gümrük tarifesinin dışına çıkılarak ek mali yükümlülük adı altında fazladan vergi tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğu, uluslararası anlaşma ile belirlenen tarifenin aşıldığı ve bu durumun davalı idare tarafından da kabul edildiği ileri sürülmektedir.
14/05/1964 tarihli ve 474 sayılı Gümrük Giriş Tarife Cetveli Hakkında Kanun'un 25/06/1992 tarihli ve 3824 sayılı Kanun'un 15 ve 28/11/2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle değişik 2. maddesinde Cumhurbaşkanının vergi artırma ve indirme yetkisini kullanırken, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşma hükümlerinin saklı olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesinin beşinci fıkrasının birinci cümlesinde ise usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu yönündeki kuralları gözetmesi gerektiği, dava konusu düzenleyici işlemin yukarıda anılan anlaşmalara aykırı olduğu ve bu nedenle temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Daire kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE,
2- Danıştay Yedinci Dairesinin 21/12/2023 tarih ve E:2020/3212, K:2023/4951 sayılı kararının ONANMASINA,
3- Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına,
28/01/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Karar metni bilgilendirme amaçlıdır; güncel ve resmî hâli için Yargıtay/UYAP esas alınmalıdır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.