Yargıtay Kararı

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2026/814 E. 2026/5834 K. — Dugunde Takilan Ziynet

2 Haziran 2026 · 2. Hukuk Dairesi E.2026/814 K.2026/5834

Daire: 2. Hukuk Dairesi  ·  Esas: 2026/814  ·  Karar: 2026/5834  ·  Sonuç: BOZMA

2. Hukuk Dairesi 2026/814 E. , 2026/5834 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1335 E., 2025/1661 K.
DAVA TÜRÜ : Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/494 E., 2024/331 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı vekili tarafından reddedilen ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı kadın tarafından açılan ziynet alacağı davasında; tarafların 24.02.2020 tarihinde boşandıklarını, boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kadının müşterek konutun bulunduğu Ankara'dan ayrılarak Kırşehir'e taşınmak zorunda kaldığını, ziynet eşyalarını alamadan evden ayrıldığını, 01.05.2010 tarihinde düzenlenen çeyiz senedindeki takıların da tarafına iade edilmediğini ve erkekte kaldığını belirterek, bu nedenle çeyiz senedinde belirtilen ve davacı kadına takılan ziynetlerin aynen iadesine, olmadığı takdirde toplam bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevabında; çeyiz senedinde yer alan eşyaların erkeğe tesliminin söz konusu olmadığını, adet yerini bulsun diye yazılıp imzalandığını, ziynetlerin evde kaldığını ispatlaması gerektiğini ve kadının, düğünden bir kaç yıl sonra ziynetleri bozdurup karşılığını ... Bankası Kırşehir şubesinde açtırdığı hesaba yatırdığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Davacı kadın tarafından sunulan cevaba cevap dilekçesinde ise; ... ... "git..." diyerek Kırşehir'e gönderdiğini, akabinde bir daha geri gelmemesini söylediğini, kadının özel eşyalarını dahi evden alamadığını, düğünde takılan ziynetlerin çeyiz senedinde belirtilenden fazla olduğunu, düğünün ertesi günü 70 adet çeyreğin borç ödeyeceğiz diye alınıp geri verilmediğini, ... bankasına yatırmış olduğu paranın ise evlenmeden önce birikimi ve elinde bulunan bir miktar para olduğunu, bu miktarın ziynetlere karşılık gelecek bir meblağ olmadığını belirtti.
İlk Derece Mahkemesince; ispat yükünün davalı erkeğe ait olduğunu, davalı ... senette belirtilen eşyaların abartılı şekilde yazıldığı ve eşyaları davacı kadına teslim ettiğine veya teslim edilmediğine dair dosyaya belge ibraz edemediği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince; kadının dava dilekçesinde, çeyiz senedinde yazılı ziynet eşyalarının davalı erkekte kaldığını ve iade edilmediğini belirttiği, cevaba cevap dilekçesinde düğünde senette yazılandan fazla ziynet takıldığını, 70 adet çeyrek altını ve diğer altınları borçları ödeyeceğiz diye aldıklarını beyan ettiği, 26.04.2022 tarihi duruşmada davacı kadının çeyiz senedinde belirtilen 10... ayar bilezik 70'ten fazla çeyrek altın ve bir çift küpe takıldığını, bunların evde kaldığını belirttiği, davacının dava dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanları arasında çelişkiler olduğu, senette yazılan altınların düğünde kendisine takıldığını belirterek ispat yükünü üzerine aldığı, bu durumda kadının altınların erkekte kaldığını, davalının da alıp iade etmediğini ispatlamasının gerekeceği, dinlenen davacı tanık beyanlarının soyut nitelikte olup altınların davalı tarafından alındığına dair görgüye dayalı olmadığı, davacının bir kaç kez evden ayrılıp ailesinin yanına gittiği, tanık beyanlarının hükme esas alınacak nitelikte bulunmadığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddi yönünden yeniden hüküm tesis edilmiştir.
Davacı kadın vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı; davanın reddi yönünden temyiz yoluna başvurulmuştur.
Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi uyarınca kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür.
Gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir.
Hayat deneylerine göre olağan olanın bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Başka bir anlatımla, bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz. Diğer taraftan, ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardandır. Bu nedenle, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden yanında götürmesi gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Aksini ispat yükü ise davacı kadındadır.
Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar davacı kadının beyanları arasında çelişki olduğu, tanık beyanlarının altınların davalı tarafından alındığına dair görgüye dayalı olmadığı, kadının bir kaç kez evden ayrılıp ailesinin yanına gittiği belirtilerek ispat edilemediğinden ziynet alacağı talebinin reddine karar verilmişse de; davacı kadının dilekçeleri ve duruşmadaki beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; kadının beyanları arasında çelişki olmadığı, çeyiz senedinde düzenlenen eşyaların kadına iade edilmediği, davalı erkekte kaldığı ve kadının evden gönderildiği tanık beyanları ile ispatlanmıştır. ... tarafından ziynetlerin kadın tarafından bozdurulup ... Bankasına yatırıldığı iddia edilmiş; kadın tarafından ise bu yatırılan miktarın ziynetlere karşılık gelecek bir meblağ olmadığı savunması yapılmış; mahkemece ... Bankası'na yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; kadın tarafından bankadaki mevduatın, ziynetlerin miktarına karşılık gelmediği ayrıca davalı ... ... "Kırşehir'e..." diye gönderdiği, sonra da ... geri müşterek konuta kabul etmediği, kadının ailesinin yanına yerleşme planı olmadığı, ziyaret amacıyla evden ayrıldığından, ziynet ve özel eşyalarını alamadığı, çeyiz senedinde bulunan ve kadına takılan altınların kadının ailesinin evine gittiğinde üzerinde olmadığı davacı kadının tanıklarının beyanları ile sabit olup aksinin ispatının davalıya ait olduğu ancak davalının iddialarını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ziynet eşyası talebinin kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ziynet alacağı davası yönünden davacı kadın yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: Yargıtay (kamuya açık karar metni).

Karar metni bilgilendirme amaçlıdır; güncel ve resmî hâli için Yargıtay/UYAP esas alınmalıdır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.