Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/8182 E. 2026/4004 K. — Bosanma Kusur
2. Hukuk Dairesi 2025/8182 E. , 2026/4004 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2024/1000 E., 2025/257 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
Taraflar arasındaki istinaf incelemesinden geçen davanın bozma sonrası yapılan muhakemesi sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, davanın kabulü ile tedbir nafakasının artırılması talepleri hakkında hüküm kurulmaması yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığına ve özellikle boşanmanın kabulü kararının kesinleşmesi ile tedbir nafakasının sona erdiğinin ve arttırılamayacağının anlaşılmasına göre davalı kadın vekilinin tedbir nafakasının artırılması talepleri hakkında hüküm kurulmamasına yönelik temyiz itirazları yersizdir.
2.Taraflar arasındaki boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince davacı erkek tarafından açılan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 fıkrasının dördüncü maddesine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verilmiş, karar davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz 19.09.2024 tarihli ilamı ile ilk dava tarihi ile eldeki fiili ayrılık hukuki nedeniyle açılan dava tarihi arasında taraflarca dilekçelerinde usule uygun olarak ileri sürülen vakıaların ve yine tarafların usule uygun olarak dayandığı deliller ile ispatlanıp ispatlanmadığı hususu mahkemece değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince kusur araştırması yapılmamasının ayrıca reddedilen ilk boşanma davasını açarak boşanma sebebi yaratan ve birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin bu yönden kusurlu olduğununda dikkate alınmamasının doğru olmadığından bahisle hükmün kusur belirlemesi yönünden bozulmasına, boşanma davasının kabulü yönünden ise temyiz itirazların reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İlk Derece Mahkemesince, 05.05.20 25... /1000 Esas ve 2025/257 Karar sayılı kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilerek, tarafların ayrı şehirlerde yaşadıkları ve uzun yıllardır ayrı yaşadıkları, davacının boşanma davası açtığı ancak davasını ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleştiği ve (iptalden önce) 3 yıllık fiili ayrılık sürecinin yaşanması üzerine davacının iş bu boşanma davasını açtığı, dinlenen tanık beyanları ve toplanan delillerle tarafların reddedilen boşanma davasının kesinleşmesinden sonra 3 yıl fiili olarak ayrı yaşayıp bir araya gelmedikleri, yasanın aramış olduğu boşanma şartlarının oluştuğu gerekçesi ile erkek tarafından açılan 4721 sayılı Kanun'un 166 fıkrasının dördüncü maddesine dayalı boşanma davasının kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye usuli müktesep hak veya usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli müktesep hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan mahkeme, bununla bağlıdır.
Ne var ki; Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, bozma ilamında, ilk dava tarihi ile eldeki fiili ayrılık hukuki nedeniyle açılan dava tarihi arasında taraflarca dilekçelerinde usule uygun olarak ileri sürülen vakıaların ve yine tarafların usule uygun olarak dayandığı deliller ile ispatlanıp ispatlanmadığı hususu mahkemece değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince kusur araştırması yapılmamasının ayrıca reddedilen ilk boşanma davasını açarak boşanma sebebi yaratan ve birlikte yaşamaktan kaçınan erkeğin bu yönden kusurlu olduğununda dikkate alınmamasının doğru olmadığı belirtilerek kararın bozulmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda kusur araştırması ve belirlemesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde kusur belirlemesi yapılmaksızın karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesince bozma sonrası yapılan yargılama sonunda kesinleşen kısımlar hakkında yeniden hüküm kurulamaz. İlk Derece Mahkemesince bu husus dikkate alınmaksızın bozma öncesi verilen "boşanma davasının kabulü" kararı Dairemizin 19.09.2024 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği halde bozma sonrası verilen karar ile kesinleşen "boşanma davasının kabulü" yönünden yeniden hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, hükmün bu sebeple bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
KARAR
1.Davalı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan tedbir nafakasının artırılması talepleri hakkında hüküm kurulmamasına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve yeniden davanın kabulüne karar verilmesi yönlerinden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karar metni bilgilendirme amaçlıdır; güncel ve resmî hâli için Yargıtay/UYAP esas alınmalıdır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.