Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/7304 E. 2026/2191 K. — Bosanma Kusur
2. Hukuk Dairesi 2025/7304 E. , 2026/2191 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/692 E., 2025/1234 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ordu 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/288 E., 2025/103 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası, reddedilen tazminatlar yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakalarının miktarı, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin tüm, davacı-davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca karşılıklı olarak açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda, İlk Derece Mahkemesince kadının ağır, erkeğin az kusurlu olduğu belirtilerek her iki boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin reddine, erkek yararına tazminatlara hükmedilmiştir. Tarafların istinaf kanun yoluna başvuruları üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, “erkeğe ütü fırlatma” vakıasının ispatlanamadığı gerekçesi ile kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, kadına yüklenen diğer kusurların sabit olduğu; erkeğe yüklenen kusurların sabit olduğu, bununla birlikte tanık beyanında erkeğin kadına fiziksel şiddet uyguladığının anlaşıldığı, bu vakıanın da erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği, bu durumda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile kararın ilgili bentlerinin kaldırılmasına, tarafların eşit kusurlu olduğunun tespitine, kadın yararına toptan yoksulluk nafakasına ve erkeğin tazminat taleplerinin reddine, tarafların sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir. Hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin fiziksel şiddet uyguladığının sabit olduğu belirtilmiş ise de; tanık beyanının soyut ve görgüye dayalı olmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde fiziksel şiddetin süregelen şekilde olduğuna dair bir açıklamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, yine tanık beyanlarından erkeğin fiziksel şiddetinin en son taraflar ayrılmadan altı ay önce gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu vakıadan sonra evlilik birliği devam ettiğinden fiziksel şiddet vakıasının af kapsamında değerlendirilmesi gerekmekte olup, erkeğe kusur olarak yüklenmesi doğru görülmemiştir. Bununla birlikte, yine erkeğe kusur olarak yüklenen “eski sevgilisinden borç para aldığı hususunu saklaması” vakıası yönünden; tanık beyanından anlaşıldığı üzere evliliğin 3. ayında taraflar arasında tartışmaya neden olduğu, tarafların bir dönem ayrı yaşadıkları, sonra tekrar barıştıkları ve birlikte yaşama devam ettikleri değerlendirildiğinde, bu vakıanın da affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı anlaşılmaktadır. Belirlenen kusur durumuna göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadın ağır, erkek ise az kusurludur. Bu husus gözetilmeden hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, aynı zamanda kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı kadın ağır kusurlu olup lehine yoksulluk nafakası verilmesi koşulları oluşmamıştır. O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararını, kusur belirlemesi, erkeğin reddedilen tazminat talepleri ile kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden davacı-davalı erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı kadın vekilinin tüm, davacı-davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden...'ya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...ya yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Karar metni bilgilendirme amaçlıdır; güncel ve resmî hâli için Yargıtay/UYAP esas alınmalıdır. Hukuki tavsiye niteliği taşımaz.