Yargıtay: Tereke Tespiti Davasında Mahkeme Sorumluluğu ve Tespit Usulü
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/2668 E., 2016/2688 K. sayılı kararında, tereke tespiti davalarının hukuki niteliği ve mahkemenin yükümlülükleri detaylı biçimde ele alınmıştır. Kararda, bu tür davalar delil tespiti niteliğinde olup istihkak davası olmadığı belirtilmiştir.
Karara göre mahkeme, terekeye ait olduğu bildirilen mal varlığı unsurlarını tespit edip deftere kaydetmek, muhafazası mümkün olmayan eşyaları satıp paraya çevirmek ve paraları bankaya yatırmak, altın gibi ziynet eşyalarını tereke kasasına almak, diğer eşyaları ise yediemin sıfatıyla ilgili kişiye teslim etmekle yükümlüdür. Mahkeme, tespit ettiği eşyaları hükmünde göstermelidir.
Dairenin kararında, davacının defter tutulması isteğinin Türk Medeni Kanununun 619. maddesindeki resmi defter tutmadan farklı olduğu vurgulanmıştır. Söz konusu işlem, 589 ve devamı maddelerinde düzenlenen koruma önlemi niteliğindedir. Bu önlem, ölüm tarihi itibariyle terekedeki mal ve hakları belirleyerek olası anlaşmazlıklarda başvuru kaynağı oluşturmayı amaçlamaktadır.
Koruma önlemi olarak terekenin tespiti işlemi kural olarak süreye bağlı değildir ve tereke paylaşılmadığı sürece istenebilir. Bu işlemin maddi hukuk bakımından haklara ve borçlara etkisi bulunmamaktadır.
Kararda, mahkemenin resmi kurumlardan murisin taşınır ve taşınmaz malvarlığı bilgisini istemeyi, mirasçılardan murisin mali durumu hakkında bilgi almayı, Türk Medeni Kanunu Uygulama Tüzüğünün 33. maddesi çerçevesinde hareket etmeyi ve ölüm anı itibarıyla tereke mallarını tespit etmeyi yapması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu içerik güncel gelişmeleri özetler; hukuki tavsiye niteliği taşımaz.