Yargıtay: Kanıt Dosyaya Sunulsa da Dava Süresi Kaçırılırsa Yargılama Yenilenemiyor
Kesinleşmiş Hükme Karşı Dar Bir Kapı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 3 Aralık 2025 tarihli kararında yargılamanın iadesi süresinin hesaplanmasında kesin bir çizgi çekmiştir. Karar, 2012 yılında açılan boşanma davasının ardından on üç yıl boyunca mahkemeler arasında gidip gelen bir dosyaya ilişkindir.
Olayın Özü: Gecikmiş Dava Açışı
Bursa 7. Aile Mahkemesi tarafından 2013 yılında verilen boşanma kararı Aralık 2013'te kesinleşmiştir. Ancak davacı erkek, karar düzeltme aşamasında hastane kayıtlarına ilişkin bir belgeyi ele geçirdiğini, bu belgenin karar kesinleşmeden hemen öncesine (27 Ocak 2015) başvurarak dosyaya sunmuştur. Buna rağmen, yargılamanın iadesi davasını resmi olarak ancak 31 Temmuz 2015'te, yaklaşık beş buçuk ay sonra açmıştır.
Hak Düşürücü Süre: Üç Ay
Hukuk Kurulu'na göre, yargılamanın iadesi davasında belge sebebine dayalı taleplerde geçerli olan üç aylık süre, kesinleşme tarihinden itibaren başlamaktadır. Somut olayda bu tarih 9 Şubat 2015 olup, süre 9 Mayıs 2015'te dolmuştur. Davacı bu süreyi aşarak dava açtığı için talep reddedilmiştir.
Kurulun altını çizdiği önemli bir nokta, söz konusu sürenin zamanaşımı değil, hak düşürücü bir süre olmasıdır. Bu nitelik, mahkemenin onu resen gözetme ve tarafların anlaşarak uzatamama zorunluluğunu beraberinde getirir.
Belge Sunulması Süreyi Durdurmadı
Karar düzeltme dilekçesiyle dosyaya sunulan belgenin, bağımsız bir dava açma yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı belirtilmiştir. Özel Dairenin bu dilekçeyi ayrı bir talep olarak değerlendirmemesi, davacının hak düşürücü sürenin geçişini durdurmamıştır.
Kurul, kesinleşmiş hükmün istikrarı ile somut adalet arayışını dengeleyen bu süreler sisteminde, tarafların on yıllık üst sınıra güvenip üç aylık kısa süreyi gözden kaçırmasının asıl tuzak olduğunu vurgulamıştır. Karar oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Bu içerik güncel gelişmeleri özetler; hukuki tavsiye niteliği taşımaz.